Teşkil Etmek Hangi Dilde?
Kayseri’nin sakin sokaklarında yürürken, kafamda hep aynı sorular dönüp duruyor: Teşkil etmek hangi dilde? Anlamını tam çözemedim ama belki de her şey bu dilin içinde gizlidir. Bir şeyler kurmak, oluşturmak, hayatına bir yön vermek… O kadar basit değil aslında, değil mi? Geçmişin ne kadar etkisi varsa, geleceğin o kadar belirsiz. Benim gibi genç birinin en çok ihtiyacı olduğu şey belki de bu: Duygularını, düşüncelerini bir şekilde organize etmek. Ama yapamıyorum, çünkü ne yapmam gerektiğini bazen bilmiyorum.
Kayseri’de Bir Sabah
Bir sabah, sabah güneşi Kayseri’nin dar sokaklarını aydınlatırken, en sevdiğim kafede oturup günlük yazıyordum. O sırada garson, masama yaklaşıp bir cümle etti: “Teşkil etmenin hangi dilde olduğunu düşündünüz mü?” Bir an irkildim. “Teşkil etmenin hangi dilde?” diye düşündüm, ama bu, garsonun sormak istediği şey değilmiş gibi geldi. “Sadece iyi bir kahve ver,” dedim. Ama kafamda bu cümle dönüp duruyordu. İyi bir kahve? Evet, ama daha derin bir şey vardı. Gerçekten duygusal bir boşluk vardı içinde.
Kahvemi içerken, hayatımda her şeyin nasıl yerli yerine oturduğunu düşündüm. Hani her şey birer parça gibi görünürken, aslında bir bütün olduklarını fark ettiğimizde, her şeyin nasıl da anlam kazandığını. Kayseri’nin o sakin havası ve Arap camisinin minaresinden yükselen ezan sesi… Her şey bir arada ama yine de bir eksiklik vardı. Düşüncelerimde, belki de kelimelerdeki eksiklik.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Hayatımda zaman zaman bu tür anlar olur. Bir şeylerin başında hissettiğin o heyecanla, bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettiğinde hissettiğin o hayal kırıklığı… İkisi arasında sürekli gidip geliyorum. Teşkil etmek hangi dilde? Bu sorunun cevabını bulduğumda, belki de hayatımı kurabileceğim, her şeyin anlam kazanacağı bir dilde konuşmuş olacağım.
Bir gün bir arkadaşımla Kayseri’deki eski çarşıyı gezdim. Bizi bekleyen her yeni köşe, her yeni dükkan bana bir şeyler vaat ediyordu. Ancak hep bir eksiklik vardı; bir şey beni tamamlamıyordu. “Burada ne var, neden buradayız?” diye sordum. O da şaşkın bir şekilde “Bilmiyorum ama bir anlamı olmalı,” dedi. Bir anlam arayışında olduğumuzu o kadar net hissedebildim ki.
Belki de her şey biraz teşkil etmenin hangi dilde olduğunu çözmekle alakalıydı. Kendimi, yaşadığım bu hayatta en doğru kelimeleri bulmaya, en doğru anlamları oluşturmaya çalışırken buldum. Bazen başardım, bazen ise hayal kırıklığına uğradım. Ama sonuçta her başarısızlık, beni bir adım daha yaklaştırdı.
Geleceğe Dair Umut
Hayatımda belki de en çok ihtiyacım olan şey, dilimi kurmak. Yani, kelimelerimi bulmak. Bir şeyi teşkil etmek, kurmak, inşa etmek bu kadar zor mu? İnsan bazen kendine bile ne yapmak istediğini bilemezken, her şeyin birden oturmasını beklemek gerçekten hayal kırıklığına yol açabiliyor. Ama Kayseri’nin bu sakin havası, bana her şeyin aslında bir arada var olduğunu hatırlatıyor. Bir dil arayışı, bir çözüm değil, belki de bir yolculuktur. Herkesin kendi dilini bulması gerekir.
Belki de teşkil etmenin dili, herkes için farklıdır. Birinin dilinde başarı, diğerinin dilinde hayal kırıklığı olabilir. Ama bir şekilde, bu dil her zaman bulunur. Hayatın her anı, kendine has bir dilde anlam kazanır. O dilin anahtarını bulmak, en zoru.
Yavaşça kahvemi bitirip dışarı çıktım. Kayseri’nin o alışık olduğum havası, bu sefer farklı bir anlam taşıyordu. O gün, ne olurdu diye düşündüm. Belki de, hayatımda ilk kez teşkil etmenin hangi dilde olduğunu anlamıştım. O dil, benim için en derin duygularımı ifade edebileceğim, korkusuzca yaşadığım ve her şeyi anlayarak kabul edebileceğim bir dil olacaktı.
Ve belki de gerçekten, teşkil etmenin dili, geçmişin ve geleceğin birleşiminde yatıyordu.