Kayseri’de Bir Akşam, Gökyüzüne Bakarak Başlayan Düşünceler
O akşam Kayseri’de hava biraz sertti. Rüzgâr yüzüme vururken, Erciyes’in silueti uzakta karanlık bir duvar gibi duruyordu. Cebimde telefon, elimde yarım kalmış düşünceler… Gökyüzüne baktığımda sadece yıldızları değil, uzak coğrafyalardaki hayatları da düşünmeye başladım. Bazen insan hiç alakasız bir anda, dünyanın başka bir köşesindeki bir gerçeğe takılıp kalıyor.
O gün aklıma düşen şey çok netti: İsrail’in kaç F-35 uçağı vardı?
Basit bir soru gibi duruyordu ama zihnimde büyüyüp başka duygulara dönüştü. Çünkü bu sadece bir sayı değildi; bir güç dengesi, bir teknoloji yarışı, hatta insanlığın gökyüzüne yazdığı yeni bir hikâyeydi.
F-35 Gerçeği ve Uzak Bir Ülkenin Sessiz Gücü
Lockheed Martin F-35 Lightning II, modern savaş teknolojisinin en dikkat çekici parçalarından biri. Görünmezliğe yakın yapısı, gelişmiş sensörleri ve çok rollü kullanım kapasitesiyle adeta havacılığın yeni çağını temsil ediyor.
İsrail ise bu uçağın en aktif kullanıcılarından biri. Bildiğim kadarıyla envanterinde yaklaşık 39 ila 40 arasında aktif F-35 bulunuyor. Sipariş edilen toplam sayı 50’ye kadar çıkıyor ve zaman içinde teslimatlar devam ediyor.
Bu sayı bir yandan teknik bir veri gibi duruyor ama ben o rakamı düşündükçe içimde tuhaf bir ağırlık hissediyorum. Sanki her uçak, gökyüzüne bırakılmış bir cümle gibi… Güç, korku, savunma ve stratejiyle yazılmış cümleler.
Bir Günlük Sayfası Gibi Düşüncelerim
O gece defterimi açtım. Yazmayı seviyorum çünkü kafamın içi bazen çok kalabalık oluyor. Kelimeler beni sakinleştiriyor.
“İnsan neden gökyüzüne bu kadar güç yükler?” diye yazdım.
Sonra durdum. Çünkü cevap kolay değildi.
Bir yanda teknoloji var, bir yanda güvenlik kaygısı, bir yanda ise hiç bitmeyen bir tedirginlik hali… İsrail’in F-35 sayısını düşünmek bile beni farklı duygulara sürükledi. Heyecan mı, korku mu, yoksa sadece merak mı, tam olarak ayırt edemedim.
Kayseri’nin sessiz gecesinde bu düşünceler daha da büyüyordu. Dışarıda rüzgâr eserken, ben zihnimde çok uzak bir gökyüzünde uçan jetleri hayal ediyordum.
Uzak Gökyüzünde Yakın Hisler
Bazen insan hiç yaşamadığı şeyleri bile hissedebiliyor. Bir savaş uçağının kokpitinde oturmadım, bir hava üssünde bulunmadım ama yine de o teknolojinin varlığı bana çok şey düşündürüyor.
Lockheed Martin F-35 Lightning II gibi uçaklar sadece metal ve yazılımdan ibaret değil. Onlar aynı zamanda bir ülkenin güvenlik anlayışını, korkularını ve stratejik kararlarını taşıyor.
İsrail’in yaklaşık 40’a yakın F-35’e sahip olması, bölgede dengelerin nasıl hassas olduğunu gösteriyor. Ben bunu düşündükçe içimde iki duygu çarpışıyor: bir yanda hayranlık, diğer yanda huzursuzluk.
Hayranlık çünkü insanlık gerçekten inanılmaz bir teknoloji üretmiş durumda. Huzursuzluk çünkü bu teknoloji çoğu zaman barış için değil, tehdit algıları için şekilleniyor.
Kayseri’den Bakınca Dünya Daha Sessiz Değil
Dışarıdan bakınca Kayseri sakin bir şehir gibi. Ama insanın iç dünyası sakin olmuyor. Hele ki benim gibi her şeyi fazla düşünen biriysen…
O gece camdan dışarı bakarken şunu düşündüm: Ben burada çayımı içerken, dünyanın başka bir yerinde gökyüzü tamamen farklı bir anlam taşıyor olabilir.
İsrail’in F-35 sayısı bile bana bunu hatırlattı. Bir sayı, bir istatistik… ama aslında binlerce insanın güvenlik algısı, politik gerilimler ve geleceğe dair kaygılar.
Gökyüzü aynı gökyüzü ama bakışlar farklı.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
İtiraf etmem gerekirse bu konuları düşündükçe içimde garip bir karışım oluşuyor. Bir yandan teknolojinin geldiği noktaya hayranım. İnsanlık gerçekten sınırları zorluyor.
Ama diğer yandan hayal kırıklığı da hissediyorum. Çünkü bu kadar ileri teknoloji, çoğu zaman insanları birbirinden uzaklaştırmak için kullanılıyor gibi geliyor.
İsrail’in F-35 filosunu düşündüğümde bu çelişki daha da belirginleşiyor. Güç artıyor ama huzur aynı hızla artmıyor.
Belki de sorun teknolojide değil, onu nasıl kullandığımızda.
Gece Bitmeden Önce
Defterimi kapatmadan önce son bir cümle yazdım:
“Gökyüzü aslında hepimizin, ama onu nasıl paylaştığımızı bir türlü öğrenemedik.”
O an içimde ne tam bir umut vardı ne de tam bir karamsarlık. Sadece düşünmenin ağırlığı vardı.
Kayseri’de rüzgâr hâlâ esiyordu. Ve ben, İsrail’in kaç F-35’e sahip olduğunu düşünürken aslında çok daha büyük bir şeyi fark ediyordum: Sayılar değişebilir, teknolojiler gelişebilir ama insanın içindeki sorgulama hiç bitmez.
Sitemizden Önerilen: İskorpit balığının diğer adı nedir ?